‘Bibliyografya’ Kategorisi için Arşiv

taşrada kitap

Salı, 30 Eylül 2008

Bilgisayar Öncesi Taşrada Basılmış Kitaplar -IGİRİŞ

Yusuf Turan GünaydınBilgisayarlı matbaacılık yaygınlaşmadan önce İstanbul ve Ankara’nın dışındaki matbaalarda kitap basılması çok sık rastlanan bir durum değildi. Taşrada yaşayan bir yazar -çoğunlukla- kitaplarını yaşadığı şehirde değil, bu iki şehirden birindeki matbaalarda bastırırdı. Bir ölçüde İzmir ve Konya’nın bu çemberi yarabildiği söylenebilir.Çoğunlukla tipo (elle dizgi) usûlüyle çalışan bir taşra matbaasında davetiye, fiş, fatura, hatta mahallî gazete basmak kolaydı da, kitap basmak oldukça zordu. Kitapların formalı basılması mecburiyetiydi bu zorluğu doğuran. Ayrıca kitap kapağı basımı da söz konusu zorluğu artıran bir etkendi. Küçük boyutlu ve tipo usûlüne uyarlı matbaa makinelerinde formalı kitap basmak imkânsız denecek kadar zordur gerçekten de. Bu sebeple taşrada kitap basımı özveri istemiştir hep. Gerçi bilgisayarın bu denli yaygınlaşmasına rağmen taşrada tutunabilen yayınevi yok denecek kadar azdır. Bilgisayarın sağladığı kolaylıklar sayesinde artık taşrada da kitap basılıyor. Fakat sanatsal tasarım anlayışının taşrada henüz yerleşmemiş olması sebebiyle bu kitapların sayfa düzeninden tutun kapak kompozisyonu ve tashihine kadar -genellikle- çok özensiz bir görünüm sergilediğini söylemek zorundayız.Bir taşra matbaacısı eğer işini seviyorsa, kendince bir sanatsal tasarım çabası sergileyebiliyordu. Elle dizilmiş birçok taşra baskısı kitapta bu çabanın izlerini görüyoruz.Gördüğümüz taşra baskısı kitapların bir kısmı dönemin zorluklarıyla başa çıkmayı başarabilmiş, görece bir profesyonellik örneği ürünlerdir. Eskiden taşrada sırf geçim kaygısıyla değil, severek ve taşra imkânlarının sınırlılıklarını aşmaya çalışarak matbaacılık ve gazetecilik yapmayla çalışan meslek erbabı vardı. Daha sonra tanınmış bir şair ve yazar olan sanat ve düşünce erbabından bir kısmının ilk ürünlerini bu tür bir gayretin sahiplerince çıkartılan mahallî bir gazetede yayınlamış olmaları şaşırtıcı değildir.Ülkenin tanınmış kalem erbabı genellikle taşra basınını önemsemez görünmekteyse de, Fethi Gemuhluoğlu gibi bir gönül ve kalem erbabının memleketinin gazetesi Arapgir Postası’nda bir müddet makale yazmış olması, bu bapta hemen hatırlanabilir bir örnektir. Şair Bahaettin Karakoç memleketi Maraş’ta Dolunay dergisini uzun bir süre çıkardı. Kayseri’de Erciyes dergisi hâlâ çıkmaya devam ediyor ve belki de taşranın en uzun ömürlü dergileri arasında başta gelmektedir. Yine yıllar boyu taşra imkânlarında ama ülke çapında bir sanat edebiyat eki veren Andırın Postası gazetesi Türk mahallî basın tarihinde seçkin bir yere sahiptir. İkindi Yazıları adlı bu sanat eki ülkemizin tanınmış birçok şair ve yazarının ürünlerini yayınladığı bir dergiydi. Biz de 80′li yılların sonlarında Kültür Edebiyat adlı bir sanat eki hazırladık Yeni Taşova için.Görüldüğü üzere verdiğimiz örnekler gazete, dergi veya sanat eki kabilinden yayınlardır. Bu yayın organlarında yazan şair ve yazarların büyük çoğunluğu kitap bastırmak istediklerinde İstanbul veya Ankara’ya ulaşmak zorundaydılar. Bunun sebebi az önce vurguladığımız gibi matbaacılık tekniğinin taşrada büyük oranda elle dizgi usûlüne dayalı olmasıydı. Hemen hemen tek farklı örnek, Mucur’daki matbaasında birçok kitap basmış bulunan taşranın Ahmet Mithat Efendisi sayabileceğimiz Veli Recai Velibeyoğlu’dur.

***Bu yazı dizisi, sahafları gezerken şekillendirdiğim bir projedir. Bu bağlamda sahaflarda karşılaştığım sürprizlerden biri de taşrada basılmış kitaplara rastlamak olmuştur. Çocukluğumdan beri matbaa ortamına aşina olmam sebebiyle bu tür kitaplar hep ilgimi çekti. Rastladıklarımı topladım ve böylece bir yazı dizisi teşkil edebilecek boyutta bir birikim ortaya çıktı. Bunları değerlendirebileceğim en güzel yer ise bir mahallî gazete köşesi olmalıydı. Bu sebeple Yeni Taşova’da zaman zaman bilgisayarlı matbaacılık öncesi taşrada basılmış kitapları konu alan yazılar kaleme alacağım.“

İnşallah” demek bir edep kaidesi, “bismillah” diye başladığımız bu Giriş ise bir yazı dizisinin zorunlu başlangıcıdır.

(Yeni Taşova, Yıl: 38, 26 Eylül 2008, S. 2201, s. 2).

Bilgisayar Öncesi Taşrada Basılmış Kitaplar -II

MARAŞ’LI ŞAİRLER (ANTOLOJİ)Yusuf Turan GünaydınTaşra’da basılmış kitaplar içinde en düzgünlerinden biri, hatta belki de en özenlisi sayabileceğimiz bu kitap 1960 yılı Ocak ayında Maraş’ta Şeref Basım ve Ciltevi’nde dizilip basılmıştır.

Şeref Turhan (1937-?), bir şiir kitabı ve söz konusu antolojisine rağmen ansiklopedik kaynaklara girmemiş bir isimdir. Kitapta şiirlerinden dört örnek ve biyografisiyle birlikte bir resmi vardır. Burada biyografisinden bir alıntı yapabiliriz

1954 de girdiği Ankara Devlet tiyatrosu Çocuk Bölümünde iken çekip İstanbul’a gitti. Matbaacılık ve gazete muhabirlikleri yaptı. 1957’de Maraş’a döndü. Şimdi adını verdiği bir basımevi kurmuş bulunmaktadır.” (s. 120)

Biyografisinde şiirlerini Bildiri adı altında toplamaya karar vermişse de bundan vazgeçtiği, Yaşamlar Durağı adını vermeyi düşündüğü bir roman üzerinde çalıştığı söylenmekteyse de Rasim Özdenören’den aldığımız şifahî bilgiye göre şiirlerini aynı ad altında kitaplaştırmıştır. Yalnız ne yazık ki yayınladığı kitapların tam künyelerini Ankara Millî Kütüphane’de bulamadık. Üstelik Turhan’ı vefat etmiş bulunduğunu da üzülerek öğrendik. Ölüm tarihini tam olarak kimse hatırlamıyor…Bugünden bakıldığında Maraş’lı Şairler’e hususiyet kazandıran birçok yönü vardır.Kitap, Necip Fazıl Kısakürek’le başlıyor ve daha da öncesinde günümüzün önemli edebiyatçılarından Nuri Pakdil’in önsözüyle açılıyor. Pakdil, “Savaş” başlıklı bu yazısına kitabın basılış hikâyesini anlatarak başlıyor:

Bıldır Şeref’le ordu evinde oturmuş konuşuyorduk. Daha çok şiirden konuşuyorduk. Nasıl oldu bilmiyorum, tuttu, bu kitap fikrini atıverdi ortaya. Güldüğümü şimdiki gibi biliyorum. Böylesi bir derlemenin, bir araya getirmenin çok güç olacağını söyledim Şeref’e. Derlense bile, bir araya getirilse bile iyi şiirler bulunabilecek miydi? Söz dinletemedim. Ama bu mutlu davranışını da büyütüyordum gözümde. “Kararlıyım, Nuri” dedi, “bunu yapacağım.” (s. 1-2)

Kitaba girecek şairler ve şiirleri için birçok isimle yazışılır, seçmeler yapılır ve nihayet kitap basım aşamasına gelir. Gelir de taşrada bir matbaada kitap basmak zor iştir, hatta bir tür deliliktir. Bütün bunlara yakından şahit olan Pakdil, bir taşra matbaasında kitap basımı için çekilecek zahmeti şöyle anlatıyor:

Resimlerin kılişesi ayrı bir dert. Basımevine girer sonra. Küçük karanlık basık bir odaya. İki el, kumpastaki “a-b-c-ç-d-e-f-g-ğ-h-ı-i-j-k-l-m-n-o-ö-p-r-s-ş-t-u-ü-v-y-z”leri binlerce çoğalta çoğalta mürekkep karasından temizlenmedi. Çoğunluk elleri lekeli uyudu geceleri.

Bu kitaba “Şeref’in Parmakları” adını koyuyorum ben. En hakçası bu olurdu. Kapaktaki ad, yani “Maraş’lı Şairler antolojisi” olsa olsa on parmak görüntüsünün utangaçlığına eşitlenmeli diyorum.” (s. 2-3).Evet, taşrada bir kitabın basılabilmesi için harflerin elle tek tek dizilmesi, dizilen harflerin sayfalar basıldıkça kasalara dağıtılması ve aynı harflerle bu kez diğer sayfaların dizilmesi gerekmektedir. Yıldırıcı bir iştir bu. Bir taşra matbaasında kitap, çoğunlukla ancak arkalı önlü iki veya dört sayfadan oluşan en düşük sayfalı formalara basılabilir.Şeref Turhan’ın hazırladığı Antoloji, bir taşra matbaasında basılmış olmanın bütün özelliklerini bünyesinde taşıyor. Formaları sadece dört ufak sayfadan oluşuyor, kullanılan hurufat sürekli dizilmekten ve sonra tekrar dağıtılmaktan yer yer silikleşmiş, hatta ezilmiş. Meselâ bazı nokta işaretleri hiç çıkmamış. İyi biliyorum ki, elle dizilen harfler içinde en çabuk ezilen karakter ‘nokta’dır. Fotoğraflar klişeden baskıya geçirildiği için netlik dereceleri iç açıcı değil. Her kelimenin arasına konulan boşluklar da eşit değil; satırı eşitlemek için aralarına gerektiği kadar espas konularak her satırda farklı genişlikte boşluklar oluşturulmuş…Her şeye rağmen, 1960’lı yıllara göre oldukça başarılı bir basımdır bu Antoloji. Özellikle kapağı, ofset baskı izlenimi verecek derecede emek sarf edilerek hazırlanmıştır.Üstelik Nuri Pakdil gibi bir edebiyatçının rektefesinden geçmiştir kitap. Önsözün haricinde şair biyografilerinde de tam anlamıyla Nuri Pakdil üslûbu hâkimdir.

103. sayfasından sonrası yeşil bir kâğıtla ayrılmış ve buraya “Yeniler” başlığı konulmuş. Bu kısımda yer alan ünlü Maraşlı şairlerden yıllarca önce (1987) genç yaşta aramızdan ayrılan Cahit Zarifoğlu ve çok da uzak olmayan bir dönemde vefat eden Alaeddin Özdenören o dönemde 20 yaşındadırlar. Birkaç ay evvel kaybettiğimiz Erdem Bayazıt ise 21 yaşında… bu vesileyle hepsine rahmet diliyoruz.

Edebiyatımızın aynı düzlemde değerlendirebileceğimiz bu üç şairinin Antolojide yer alan acemilik şiirlerinin de belli bir düzeyin üstünde olduğunu görüyoruz. Fakat bunlar elbette yayınlanmış şiir kitaplarında yer almıyor. Kitap, içerdiği şiirler açısından da bağrında sürprizler saklayan bir kitaptır.

***

Maraş’lı Şairler ancak sahaflarda bulunabilir. Büyük ihtimalle mahdut sayıda basılmış bu tür kitaplara sahaflarda rastlamak birle zor iştir aslında. Gazi İletişim Fakültesinin saygıdeğer hocalarından Dr. Ersin Özarslan kitabı bir sahafta bulmuş. Biz kitabı kendisinden aldık ve geçici bir süre el koyduk. Elbette çok teşekkür borçluyuz kendisine.Kitap gizli bir hazine gibi durduğu bir kitaplıktan günyüzüne çıkmış ve şimdi taze ve sade cildine kurulmuş durumda. Maraş’ta mütevazi bir taşra matbaasında basılıp çıktıktan sonra kim bilir kaç durakta konaklayıp Ankara’ya gelmiş ve bir sahaf dükkânının tozlu raflarında görücüye çıkmıştır…

Ve mine’l-garâib…

fetih ve kitap

Perşembe, 07 Ağustos 2008

FETİH KİTAPLARI İÇİN BİR İFTİTAH        Yusuf Turan Günaydın 

İstanbul’un Fethi, yerli ve yabancı birçok müellif tarafından ilgi gösterilmiş bir konudur. Fetih’le ilgili kaynakları tasnif etmeye çalıştığımızda karşımıza öncelikle konuyu tarihî bir olay olarak ele alan ciddî ve ağırbaşlı tarih kitapları karşımıza çıkar. Bu kitaplar, daha çok Osmanlı tarihini bir bütün olarak ele alan ve İstanbul’un Fethi’ne de dolayısıyla yer veren kaynaklardır. Fethin Batıda uyandırdığı yankıyla doğru orantılı olarak yabancı müelliflerce sırf İstanbul’un Fethi’ni konu alan çok daha fazla kitap yazılmış görünmektedir.

Türkçede Fethin uyandırdığı coşku sebebiyle konuya edebî bir üslûpla ele alan eserler daha fazla yazılmıştır diyebiliriz. Sempozyum ve armağan kitapları, albümler de Türkçedeki Fetih kitapları birikimine dâhildir. En sonda verdiğimiz ve yetmişli yıllarda hazırlanmış bir bibliyografya dışında Fetih üzerinde kapsamlı bir bibliyografya çalışması yapılmamış görünmektedir. Söz konusu bibliyografya da sadece fetih konulu kitapları ihtiva etmektedir. Bu sebeple kapsamlı bir “Fetih Bibliyografyası” hazırlanması gerekir.

Çalışmamız, Fetih kitapları için bir iftitah hükmündedir. Açıklamalı-mini bibliyografyamız tarih kitapları, yabancı müelliflere ait kitaplar, edebî ürünler-antolojiler, sempozyum kitapları, İstanbul armağanları, Kur’an ve Fetih, Albüm, Liste ve Bibliyografik Malzeme başlıklı bölümcüklerden oluşmaktadır.

Başlığında “Fetih” kavramının kullanılmadığı eserler bibliyografyaya alınmamıştır. Aslında Fatih Sultan Mehmed’le ilgili bütün eserler, sonuçta Fetih’le de ilgilidir. Fakat başlığında Fetih kavramının kullanıldığı kitaplar, özel bir vurgu taşıdığı için daha bir öne çıkmıştır ve bibliyografyamızın konusu da bunlarla sınırlandırılmıştır.

 TARİH KİTAPLARI

Târîh-i Ebü’l-Feth: Tursun Bey, Haz. A. Mertol Tulum, İstanbul Fetih Cemiyeti Y., İstanbul, 1977, XXXII+272 s.

İstanbul’un fethiyle ilgili temel kaynaklardan biridir. Tursun Bey, dönemin Osmanlı tarihçilerindendir. Eserin künyesini verdiğimiz, emek sarf edilerek hazırlanmış Tulum neşrinin yanı sıra daha popüler [sadeleştirilmiş] bir neşri de vardır: Fatih’in Tarihi, Haz. Ahmet Tezbaşar, Tercüman 1000 Temel Eser Y., İstanbul 1973?, 198 s.

 

İstanbul’un Fethi ve Fatih: Hüseyin Algül, Marifet Y., İstanbul 1981, 200+16 s.

Algül, bir İslâm tarihçisidir. Bu eserinde de daha önceki eserlerinde tarihçi tutumundan taviz vermeden kolay okunabilen bir çalışma ortaya koymuştur. Bu eseriyle konuyu efradını câmi, ağyârını mâni bir biçimde ortaya koymuştur.

 

İstanbul’un Fetih Günlüğü: Mahmut Ak – Fahamettin Başar, TATAV Y., İstanbul 2003, VIII+159 s.

Fethin kronolojik tarihçesi olan bu eser, bir el kitabı olarak yararlanılabilecek pratik bir kaynaktır. Eserin bir diğer baskısı daha vardır: Gün Gün İstanbul’un Fethi: Deniz Y., İstanbul 2006.

 YABANCI MÜELLİFLERE AİT KİTAPLAR

Şehir Düştü! / Bizanslı Tarihçi Francis’den İstanbul’un Fethi: Yeorgios Francis, Çev. Kriton Dinçmen, İletişim Y., 3. b., İstanbul 1993, 101+3 s.+1 Harita (Eski Yun.dan: Corpus Scriptorum Historiare Byzantinae).

Bizce bir ‘fetih’ olan İstanbul’un Osmanlılar’a geçişi, karşı tarafça elbette şehrin düşüşüdür. Francis, fethi bizzat gözlemleyerek yazmış; bir yandan tanıklık yaparken diğer yandan da duygularını dile getirmiştir. Kitap bir nevi kabullenilmiş bir yenilgiyi ve fakat direnmeden ve savaşmadan şehri teslim etmeyi kendine yakıştıramayan tarafın hâletiruhiyesini yansıtır.

Mütercim Dinçmen, eserde İslâm’a ağır hakaret cümleleri içeren bir bölümü tercüme etmemiştir. Tercüme, İletişim Yayınları İstanbul Dizisinin dokuzuncu kitabıdır.

 

Kostantiniyye Muhasarası Ruznâmesi 1453, Nicolo Barbaro, Çev. Ş. Talip Diler, İstanbul Fetih Cemiyeti Y., 2. b., İstanbul 1976, 78 s.

Barbaro’nun kitabı da Francis’in kitabıyla birlikte düşünülebilecek bir eserdir. Kitabın yeni bir tercümesi de yayınlanmıştır: 1453 Kostantinopl Kuşatma Güncesi: Nicolo Barbaro, Çev. Yurdakul Fincancıoğlu, Büke Kitapları Y., 2. b., İstanbul 2005, 83 s.

 

Târîh-i Sultan Mehmed Hân-ı Sânî: Kritovulos, Çev. Karolidi, Sadl. ve notlar: Muzaffer Gökman, Kitapçılık Ltd. Ş.ti Y., İstanbul 1967, 252 s.

Müellif XV. yüzyılda yaşamıştır. Dolayısıyla Feth’in gerçekleştiği yüzyılın şahsiyetlerindendir.

 

İstanbul’un Fethi: Agostino Pertusi, Tercüme ve tekmil: Mahmut H. Şakiroğlu, İstanbul Fetih Cemiyeti Y. 1. b, İstanbul 2006, XV+390 s. [La Caduta di Costantinopoli].

 

İstanbul Düştü Ben Hâlâ Hayatta mıyım? / Bir Fethin Anatomisi: Gustave Leon Schlumberger (1844-1929), Çev. Hamdi Varoğlu, Kaknüs Y., 1. b., İstanbul 2005, 344 s.

 

Konstantinopolis Düştü: Steven Runciman, Çev. Derin Türkömer, Doğan Kitap Y., 4. b.,  İstanbul 2005,  236 s. [The Fall of Constantinople].

 

Fetihten Önce Fetihten Sonra: Paul Wittek vd., Gelenek Y., 1. b., İstanbul 2003, 192 s.

 EDEBÎ ÜRÜNLER - ANTOLOJİLER 

Büyük Fetih: Nurettin Topçu, Yay. Haz. Ezel Erverdi – İsmail Kara, Dergâh Y., 4. b., İstanbul 2003, 104 s.

İlk baskısı 1962’de yapılan Büyük Fetih, bu son baskısında konuyla ilgili ve daha önceki baskılarda yer almayan ilâveler ihtiva eder. Nurettin Topçu’nun tefekkür ürünü edebî üslûbuyla fethin manevî yönüne ağırlık verdiği bu kitabını, İstanbul’un fethiyle ilgili en özgün eserlerden biri saymalıyız. Topçu bu eserinde “fethin felsefesi”ni de incelemiştir. Bunların dışında kitap ağırlıklı olarak II. Mehmed’i “Fatih” yapan ilgi çekici şahsiyetini işleyen yazılar toplamından oluşuyor.

 

Kuruluş ve Fetih Destanı: Cahit Tanyol, Pozitif Y., 2. b., İstanbul 2004, 101 s..

Eser, manzum ve mensur bir çalışmadır. Tanyol, kendisiyle yapılan bir röportajda Destan’ın “toplumbilimci yanının şiire yansıması” olduğunu söylemiştir. Ayrıca; “Dikkat edilirse Destan’ın bütününde egemen olan iki temel fikir var: Birincisi, Anadolu’nun Türkleşmesi ve Türk vatanı oluşu… Bunun tarihsel ve kalıcı olması için İstanbul’un fethi zorunluydu. Çünkü İstanbul Anadolu’nun kilidi ve Balkanlara çıkışın kapısı idi. Fatih, İstanbul’u almakla sadece büyük bir imparatorluğun değil, bir dünya devleti modelinin temelini atıyordu.” diyerek eserinin sebeb-i telifini de vurgulamıştır. (Bk. Hüseyin Durukan, “Farklı Bir Fetih Destanı”, Mostar, Mayıs 2005, S. 3, s. 75-76).

 

İstanbul’un Fethi: Mahmut Öztürk, MEB. Y., 2. b., Ankara 2004, 118 s.

Fethi bir tiyatro oyunu olarak canlandıran bu çalışma Millî Eğitim Bakanlığı öğretmenler arası ödüllü kitap yarışması Tiyatro Dalı Üçüncülük Ödülünü kazanmıştır.

 

Türk Şiirinde Fâtih Sultan Mehmet ve İstanbul’un Fethi: Nurullah Çetin, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Y., İstanbul 2005, 240 s.

Cumhuriyet dönemi Türk şiirinde Fâtih ve Fetih konulu şiirler, daha önceki yüzyıllara nazaran çok daha fazla yazılmıştır. Bunu apayan gösteren çalışmalardan biri de Nurullah Çetin’in bu çalışmasıdır. Tanzimat’tan Cumhuriyet’e kadarki dönemde dokuz şairin konuyla ilgili şiiri tespit edilmişken, Cumhuriyet döneminde bu sayının Tanzimat sonrasıyla kıyaslanamayacak oranda arttığı görülür. Tanzimat öncesinde ise şairlerin bu konuya neredeyse hiç ilgi göstermedikleri söylenebilir.

Çetin’in çalışması Cumhuriyet dönemi şairlerinin konuyla ilgili şiirlerini derlemesi açısından en geniş kaynaktır denilebilir. Araştırmacı, ayrıca İstanbul’un fethi konulu destanları da son bir bölümde toplamıştır.

 

İstanbul ve Fetih Şiirleri Antolojisi: Feyzi Halıcı, Y.evi yok, Konya?, 1953, 79 s.

 

Fatih’e ve Feth’e Şiirler: M. Erk Yurtsever, Öğrenciler Arası Fetih Yıllarını Aydınlatma Dergisi Y., İstanbul 1953, 32 s.

 Türk Edebiyatında İstanbul’un Fethi: Kâzım Yetiş (Ed.), Kitabevi Y., İstanbul 2005, 651 s. SEMPOZYUM KİTAPLARI 

Fetih, Fatih ve İstanbul / Sempozyum Bildirileri: Seha Neşriyat, İstanbul 1992, 136 s.

Merhum Es’ad Çoşan önderliğinde Hakyol Vakfı ve İLKSAV Tarih Enstitüsü’nce 29 Mayıs 1990, 1991 ve 1992 tarihlerinde düzenlenen üç ayrı sempozyuma sunulan bildirilerin yer aldığı bu kitap bir İstanbul tarihi çalışmasıdır.

İçinde M. Es’ad Coşan, Ali Rıza Demircan, Ali Rıza Temel, Selçuk Eraydın, İsmail L. Çakan, Cahid Baltacı, İsmail Yiğit, Mustafa Yazgan, Mehmet Serhan Tayşi, Akif İnan, Hüsrev Subaşı ve Coşkun Yılmaz’ın bildirileri yer alıyor.

 

İstanbul’un Fethi’nin 550. Yılında Fetihçilik ve Uygarlık Bilinci: Panel/Forum: Yıldız Uysal (Ed.), Yay. Haz. Hasan Cevat Özdil, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Y., 1. b., İstanbul 2003, 55 s.

 İSTANBUL ARMAĞANLARI

İstanbul Armağanı/ 1. cilt: Fetih ve Fatih: İstanbul B.Ş. Belediyesi KİDY., İstanbul 1995, 322 s.

İstanbul’un Fethi’nin 550. Yılı Anı Kitabı: Esin Kâhya – Ayten Aydın, Y.evi yok, Ankara 2004, V+146 s.

Fatih: İlk İstanbul: Edhem Ruhi Öneş (Koord.), Fatih Belediyesi Y., İstanbul, T.siz, 192 s.

İstanbul’un Fethi denince ilk akla gelen semt elbette Fatih semtidir. Dolayısıyla Fatih semti için “İlk İstanbul” nitelemesinin kullanılması isabetlidir. Elbette bu semti tanımak Fethin daha bir nüfuz etmek anlamına gelecektir. E. R. Öneş’in koordinatörlüğünde, Sema Göncüoğlu, Suphi Saatçi, Ali Dost Ertuğrul, Müfit Yüksel, Ayşe Yivlik Neftçi ve Aras Neftçi’nin katkılarıyla kotarılan eser, bir armağan - albüm kitabı görünümündedir.

Fatih semtini mimarî eserleri üç grupta toplayarak tanıtan kitapta önce “Bizans Eserleri”, peşinden “Ekalliyet Eserleri”, ve üçüncü olarak da “Osmanlı Eserleri” ayrıntılı bir biçimde alınmıştır. Renkli resimli ve kuşe kâğıda basılmış eserde Osmanlı dinî yapılarının dışında çeşme, sebil, hamam, kütüphane, sübyan mektepleri, kuş evleri, güneş saatleri ve ünlü ziyaretgâhlar resmigeçit yapıyor.

 KUR’AN ve FETİH

Sure-i Feth’in Türkçe Tefsiri / İtilâyi İslâm ile İstanbul’un Tarihçesi: Ömer Nasuhî Bilmen, Bilmen Y., 2. b., İstanbul 1972, 336 s.

İlk baskısı 1953’te yapılan bu eser, asıl olarak Kur’an’daki Fetih Sûresi’nin tefsiridir. Madem ki İstanbul’un Fethi İslâm’ı yüceltmiştir; o hâlde sûrenin tefsiri İstanbul’un fethiyle bir arada ele alınabilir. Eski Diyanet İşleri Başkanlarından ve bir Kur’an tefsiri de hazırlamış bulunan Bilmen’in bu çalışması sanırız bu düşüncenin bir ürünüdür.

Eserin yeni baskıları da yapılmıştır: İstanbul Tarihçesi ve Sure-i Fetih Tefsiri, Gelenek Y., İstanbul 2003, 185 s.

  BİR ALBÜM

Fetih Albümü: Tarih ve Tabiat Vakfı (TATAV) Y., İstanbul 2003, XII+84 s.

İstanbul’un Fethinin 550. Yılı Hatırasına hazırlanmıştır.

 LİSTE 

Arıt, Fikret, İstanbul’un Fethi, Yalçın Ofset Y., İstanbul 1976, 32 s.

Aydın, Erdoğan, Fatih ve Fetih / Mitler ve Gerçekler, Doruk Y., Ankara 1997, XIV+257+16 s.; Çağ Pazarlama Y., 4. b., İstanbul 2000, 357 s.

Çambel, Hasan Cemil, İstanbul’un Fethi, Varoğlu Y., İstanbul 1947.

Deleon, Jak, Balat ve Çevresi / İstanbul’un Fethi ve Haliç Semtlerig, Remzi K.evi Y., 3. b., İstanbul 1999, 231 s.

Dirimtekin, Feridun, İstanbul’un Fethi, Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu Y., İstanbul 1976; Gelenek Y., 2. b., İstanbul 2004, 324+4 s.

Ertan, Veli, İstanbul’un Fethi ve Fatih Sultan Mehmed’in Şahsiyeti, Y.evi yok, Konya 1970.

Fatih ve Fetih, İstanbul B.Ş. Belediyesi Y., İstanbul 2005?, 63 s.

Fatih ve İstanbul’un Fethi, MEB. Y., Ankara 1953?, 24+14 s. [Resimli].

Gökman, Muzaffer, Fatih İstanbul Kapılarında: Yabancı Gözü ile İstanbul’un Fethi, Eğitim-Öğrenci Y., 1.b b., İstanbul 1976, 238 s.

Gürel, Şevket, İstanbul’daki Eshâb-ı Kirâm, İstanbul Evliyaları ve Fetih Şehidleri, İstanbul’daki Tarihî Türbe ve Mescidler İmar Vakfı Y., İstanbul 1988, 248+9 s.

Karataş, Fatma, Fatih ve İstanbul’un Fethi, Özyürek Y., İstanbul 1955 40 s.

Kazankaya, Hasan, İstanbul’un Fethi ve Fethin Karanlık Noktaları, Y.evi yok, 1. b., 2 cilt.

Kıvılcımlı, Hikmet, Fetih ve Medeniyet, Y.evi yok, İstanbul 1953, 31 s.; Yol Y., 2. b., İstanbul 1980, 39 s.

Kirazoğlu, Ömer, İslâmiyet, Fâtih ve Fetih Camii Ayasofya, Y. Evi yok, Konya 1966, 32 s.; Şelale Y., İstanbul 1979?, 79 s.

Midhat Sertoğlu, Peygamberin Müjdelediği Fetih ve Fâtih, >Tercüman Y., İstanbul 1986, 93 s.

Par, Arif Hikmet, İstanbul’un Fethi Destanı, Y.evi yok, İstanbul 1953, 95 s.

Sağman, Ali Rıza, İstanbul’un Fethi Hakkında Enteresan Bir Fetva, Y.evi yok, İstanbul 1957?, 32 s. [Fatih İstanbul’u Ne Şekilde Aldı adlı eserin zeylidir.]

Tezçakar Bostan, Behice, Dahi Fatih’in Muhteşem  Fethi, Timaş Y., İstanbul 2007.

Tülbentçi, Feridun Fazıl, İstanbul’un Fethi, İnkılâp ve Aka K.evleri Y., İstanbul 1977, 422 s.

Uluboy, Necdet, Osmanlı Türkleri Tarafından İstanbul’un Fethi, Y.evi yok, İstanbul 1945, 46 s. [136 Sayılı Askerî Mecmua’ya ektir.]

Uslu, Mustafa, Fatih Sultan Mehmet ve İstanbul’un Fethi, Papatya Y., İstanbul 2006.

Yazgan, Mustafa, İstanbul’un Fethi’nin 527’inci Yılında Gökdevlet’den Bugüne, Y.evi yok., Ankara 1980?.

 BİBLİYOGRAFİK MALZEME

İstanbul, Fâtih, Fetih ve Fâtih Devri Hakkında Yazılmış Kitaplar Bibliyografyası (Bir Deneme): İsmet Binark – Nejat Sefercioğlu, İstanbul Fetih Cemiyeti Y., İstanbul 1977, 119 s.

 

Mercanlıgil, M. D. – Sami Nabi Özerdim, “Fethin 500. Yıldönümü Dolayısıyla Çıkan Eserler”, TTK Belleten, c. XVII, Temmuz 1953, S. 67, s. 413-428.

İstanbul’un Fethi, yerli ve yabancı birçok müellif tarafından ilgi gösterilmiş bir konudur. Fetih’le ilgili kaynakları tasnif etmeye çalıştığımızda karşımıza öncelikle konuyu tarihî bir olay olarak ele alan ciddî ve ağırbaşlı tarih kitapları karşımıza çıkar. Bu kitaplar, daha çok Osmanlı tarihini bir bütün olarak ele alan ve İstanbul’un Fethi’ne de dolayısıyla yer veren kaynaklardır. Fethin Batıda uyandırdığı yankıyla doğru orantılı olarak yabancı müelliflerce sırf İstanbul’un Fethi’ni konu alan çok daha fazla kitap yazılmış görünmektedir.

Türkçede Fethin uyandırdığı coşku sebebiyle konuya edebî bir üslûpla ele alan eserler daha fazla yazılmıştır diyebiliriz. Sempozyum ve armağan kitapları, albümler de Türkçedeki Fetih kitapları birikimine dâhildir. En sonda verdiğimiz ve yetmişli yıllarda hazırlanmış bir bibliyografya dışında Fetih üzerinde kapsamlı bir bibliyografya çalışması yapılmamış görünmektedir. Söz konusu bibliyografya da sadece fetih konulu kitapları ihtiva etmektedir. Bu sebeple kapsamlı bir “Fetih Bibliyografyası” hazırlanması gerekir.

Çalışmamız, Fetih kitapları için bir iftitah hükmündedir. Açıklamalı-mini bibliyografyamız tarih kitapları, yabancı müelliflere ait kitaplar, edebî ürünler-antolojiler, sempozyum kitapları, İstanbul armağanları, Kur’an ve Fetih, Albüm, Liste ve Bibliyografik Malzeme başlıklı bölümcüklerden oluşmaktadır.

Başlığında “Fetih” kavramının kullanılmadığı eserler bibliyografyaya alınmamıştır. Aslında Fatih Sultan Mehmed’le ilgili bütün eserler, sonuçta Fetih’le de ilgilidir. Fakat başlığında Fetih kavramının kullanıldığı kitaplar, özel bir vurgu taşıdığı için daha bir öne çıkmıştır ve bibliyografyamızın konusu da bunlarla sınırlandırılmıştır.

 

 TARİH KİTAPLARI

Târîh-i Ebü’l-Feth: Tursun Bey, Haz. A. Mertol Tulum, İstanbul Fetih Cemiyeti Y., İstanbul, 1977, XXXII+272 s.

İstanbul’un fethiyle ilgili temel kaynaklardan biridir. Tursun Bey, dönemin Osmanlı tarihçilerindendir. Eserin künyesini verdiğimiz, emek sarf edilerek hazırlanmış Tulum neşrinin yanı sıra daha popüler [sadeleştirilmiş] bir neşri de vardır: Fatih’in Tarihi, Haz. Ahmet Tezbaşar, Tercüman 1000 Temel Eser Y., İstanbul 1973?, 198 s.

 

İstanbul’un Fethi ve Fatih: Hüseyin Algül, Marifet Y., İstanbul 1981, 200+16 s.

Algül, bir İslâm tarihçisidir. Bu eserinde de daha önceki eserlerinde tarihçi tutumundan taviz vermeden kolay okunabilen bir çalışma ortaya koymuştur. Bu eseriyle konuyu efradını câmi, ağyârını mâni bir biçimde ortaya koymuştur.

 

İstanbul’un Fetih Günlüğü: Mahmut Ak – Fahamettin Başar, TATAV Y., İstanbul 2003, VIII+159 s.

Fethin kronolojik tarihçesi olan bu eser, bir el kitabı olarak yararlanılabilecek pratik bir kaynaktır. Eserin bir diğer baskısı daha vardır: Gün Gün İstanbul’un Fethi: Deniz Y., İstanbul 2006.

 

 YABANCI MÜELLİFLERE AİT KİTAPLAR

Şehir Düştü! / Bizanslı Tarihçi Francis’den İstanbul’un Fethi: Yeorgios Francis, Çev. Kriton Dinçmen, İletişim Y., 3. b., İstanbul 1993, 101+3 s.+1 Harita (Eski Yun.dan: Corpus Scriptorum Historiare Byzantinae).

Bizce bir ‘fetih’ olan İstanbul’un Osmanlılar’a geçişi, karşı tarafça elbette şehrin düşüşüdür. Francis, fethi bizzat gözlemleyerek yazmış; bir yandan tanıklık yaparken diğer yandan da duygularını dile getirmiştir. Kitap bir nevi kabullenilmiş bir yenilgiyi ve fakat direnmeden ve savaşmadan şehri teslim etmeyi kendine yakıştıramayan tarafın hâletiruhiyesini yansıtır.

Mütercim Dinçmen, eserde İslâm’a ağır hakaret cümleleri içeren bir bölümü tercüme etmemiştir. Tercüme, İletişim Yayınları İstanbul Dizisinin dokuzuncu kitabıdır.

 

Kostantiniyye Muhasarası Ruznâmesi 1453, Nicolo Barbaro, Çev. Ş. Talip Diler, İstanbul Fetih Cemiyeti Y., 2. b., İstanbul 1976, 78 s.

Barbaro’nun kitabı da Francis’in kitabıyla birlikte düşünülebilecek bir eserdir. Kitabın yeni bir tercümesi de yayınlanmıştır: 1453 Kostantinopl Kuşatma Güncesi: Nicolo Barbaro, Çev. Yurdakul Fincancıoğlu, Büke Kitapları Y., 2. b., İstanbul 2005, 83 s.

 

Târîh-i Sultan Mehmed Hân-ı Sânî: Kritovulos, Çev. Karolidi, Sadl. ve notlar: Muzaffer Gökman, Kitapçılık Ltd. Ş.ti Y., İstanbul 1967, 252 s.

Müellif XV. yüzyılda yaşamıştır. Dolayısıyla Feth’in gerçekleştiği yüzyılın şahsiyetlerindendir.

 

İstanbul’un Fethi: Agostino Pertusi, Tercüme ve tekmil: Mahmut H. Şakiroğlu, İstanbul Fetih Cemiyeti Y. 1. b, İstanbul 2006, XV+390 s. [La Caduta di Costantinopoli].

 

İstanbul Düştü Ben Hâlâ Hayatta mıyım? / Bir Fethin Anatomisi: Gustave Leon Schlumberger (1844-1929), Çev. Hamdi Varoğlu, Kaknüs Y., 1. b., İstanbul 2005, 344 s.

 

Konstantinopolis Düştü: Steven Runciman, Çev. Derin Türkömer, Doğan Kitap Y., 4. b.,  İstanbul 2005,  236 s. [The Fall of Constantinople].

 

Fetihten Önce Fetihten Sonra: Paul Wittek vd., Gelenek Y., 1. b., İstanbul 2003, 192 s.

 

 EDEBÎ ÜRÜNLER - ANTOLOJİLER 

Büyük Fetih: Nurettin Topçu, Yay. Haz. Ezel Erverdi – İsmail Kara, Dergâh Y., 4. b., İstanbul 2003, 104 s.

İlk baskısı 1962’de yapılan Büyük Fetih, bu son baskısında konuyla ilgili ve daha önceki baskılarda yer almayan ilâveler ihtiva eder. Nurettin Topçu’nun tefekkür ürünü edebî üslûbuyla fethin manevî yönüne ağırlık verdiği bu kitabını, İstanbul’un fethiyle ilgili en özgün eserlerden biri saymalıyız. Topçu bu eserinde “fethin felsefesi”ni de incelemiştir. Bunların dışında kitap ağırlıklı olarak II. Mehmed’i “Fatih” yapan ilgi çekici şahsiyetini işleyen yazılar toplamından oluşuyor.

 

Kuruluş ve Fetih Destanı: Cahit Tanyol, Pozitif Y., 2. b., İstanbul 2004, 101 s..

Eser, manzum ve mensur bir çalışmadır. Tanyol, kendisiyle yapılan bir röportajda Destan’ın “toplumbilimci yanının şiire yansıması” olduğunu söylemiştir. Ayrıca; “Dikkat edilirse Destan’ın bütününde egemen olan iki temel fikir var: Birincisi, Anadolu’nun Türkleşmesi ve Türk vatanı oluşu… Bunun tarihsel ve kalıcı olması için İstanbul’un fethi zorunluydu. Çünkü İstanbul Anadolu’nun kilidi ve Balkanlara çıkışın kapısı idi. Fatih, İstanbul’u almakla sadece büyük bir imparatorluğun değil, bir dünya devleti modelinin temelini atıyordu.” diyerek eserinin sebeb-i telifini de vurgulamıştır. (Bk. Hüseyin Durukan, “Farklı Bir Fetih Destanı”, Mostar, Mayıs 2005, S. 3, s. 75-76).

 

İstanbul’un Fethi: Mahmut Öztürk, MEB. Y., 2. b., Ankara 2004, 118 s.

Fethi bir tiyatro oyunu olarak canlandıran bu çalışma Millî Eğitim Bakanlığı öğretmenler arası ödüllü kitap yarışması Tiyatro Dalı Üçüncülük Ödülünü kazanmıştır.

 

Türk Şiirinde Fâtih Sultan Mehmet ve İstanbul’un Fethi: Nurullah Çetin, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Y., İstanbul 2005, 240 s.

Cumhuriyet dönemi Türk şiirinde Fâtih ve Fetih konulu şiirler, daha önceki yüzyıllara nazaran çok daha fazla yazılmıştır. Bunu apayan gösteren çalışmalardan biri de Nurullah Çetin’in bu çalışmasıdır. Tanzimat’tan Cumhuriyet’e kadarki dönemde dokuz şairin konuyla ilgili şiiri tespit edilmişken, Cumhuriyet döneminde bu sayının Tanzimat sonrasıyla kıyaslanamayacak oranda arttığı görülür. Tanzimat öncesinde ise şairlerin bu konuya neredeyse hiç ilgi göstermedikleri söylenebilir.

Çetin’in çalışması Cumhuriyet dönemi şairlerinin konuyla ilgili şiirlerini derlemesi açısından en geniş kaynaktır denilebilir. Araştırmacı, ayrıca İstanbul’un fethi konulu destanları da son bir bölümde toplamıştır.

 

İstanbul ve Fetih Şiirleri Antolojisi: Feyzi Halıcı, Y.evi yok, Konya?, 1953, 79 s.

 

Fatih’e ve Feth’e Şiirler: M. Erk Yurtsever, Öğrenciler Arası Fetih Yıllarını Aydınlatma Dergisi Y., İstanbul 1953, 32 s.

 Türk Edebiyatında İstanbul’un Fethi: Kâzım Yetiş (Ed.), Kitabevi Y., İstanbul 2005, 651 s. SEMPOZYUM KİTAPLARI 

Fetih, Fatih ve İstanbul / Sempozyum Bildirileri: Seha Neşriyat, İstanbul 1992, 136 s.

Merhum Es’ad Çoşan önderliğinde Hakyol Vakfı ve İLKSAV Tarih Enstitüsü’nce 29 Mayıs 1990, 1991 ve 1992 tarihlerinde düzenlenen üç ayrı sempozyuma sunulan bildirilerin yer aldığı bu kitap bir İstanbul tarihi çalışmasıdır.

İçinde M. Es’ad Coşan, Ali Rıza Demircan, Ali Rıza Temel, Selçuk Eraydın, İsmail L. Çakan, Cahid Baltacı, İsmail Yiğit, Mustafa Yazgan, Mehmet Serhan Tayşi, Akif İnan, Hüsrev Subaşı ve Coşkun Yılmaz’ın bildirileri yer alıyor.

 

İstanbul’un Fethi’nin 550. Yılında Fetihçilik ve Uygarlık Bilinci: Panel/Forum: Yıldız Uysal (Ed.), Yay. Haz. Hasan Cevat Özdil, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Y., 1. b., İstanbul 2003, 55 s.

 

 İSTANBUL ARMAĞANLARI

İstanbul Armağanı/ 1. cilt: Fetih ve Fatih: İstanbul B.Ş. Belediyesi KİDY., İstanbul 1995, 322 s.

İstanbul’un Fethi’nin 550. Yılı Anı Kitabı: Esin Kâhya – Ayten Aydın, Y.evi yok, Ankara 2004, V+146 s.

Fatih: İlk İstanbul: Edhem Ruhi Öneş (Koord.), Fatih Belediyesi Y., İstanbul, T.siz, 192 s.

İstanbul’un Fethi denince ilk akla gelen semt elbette Fatih semtidir. Dolayısıyla Fatih semti için “İlk İstanbul” nitelemesinin kullanılması isabetlidir. Elbette bu semti tanımak Fethin daha bir nüfuz etmek anlamına gelecektir. E. R. Öneş’in koordinatörlüğünde, Sema Göncüoğlu, Suphi Saatçi, Ali Dost Ertuğrul, Müfit Yüksel, Ayşe Yivlik Neftçi ve Aras Neftçi’nin katkılarıyla kotarılan eser, bir armağan - albüm kitabı görünümündedir.

Fatih semtini mimarî eserleri üç grupta toplayarak tanıtan kitapta önce “Bizans Eserleri”, peşinden “Ekalliyet Eserleri”, ve üçüncü olarak da “Osmanlı Eserleri” ayrıntılı bir biçimde alınmıştır. Renkli resimli ve kuşe kâğıda basılmış eserde Osmanlı dinî yapılarının dışında çeşme, sebil, hamam, kütüphane, sübyan mektepleri, kuş evleri, güneş saatleri ve ünlü ziyaretgâhlar resmigeçit yapıyor.

 

 KUR’AN ve FETİH

Sure-i Feth’in Türkçe Tefsiri / İtilâyi İslâm ile İstanbul’un Tarihçesi: Ömer Nasuhî Bilmen, Bilmen Y., 2. b., İstanbul 1972, 336 s.

İlk baskısı 1953’te yapılan bu eser, asıl olarak Kur’an’daki Fetih Sûresi’nin tefsiridir. Madem ki İstanbul’un Fethi İslâm’ı yüceltmiştir; o hâlde sûrenin tefsiri İstanbul’un fethiyle bir arada ele alınabilir. Eski Diyanet İşleri Başkanlarından ve bir Kur’an tefsiri de hazırlamış bulunan Bilmen’in bu çalışması sanırız bu düşüncenin bir ürünüdür.

Eserin yeni baskıları da yapılmıştır: İstanbul Tarihçesi ve Sure-i Fetih Tefsiri, Gelenek Y., İstanbul 2003, 185 s.

 

  BİR ALBÜM

Fetih Albümü: Tarih ve Tabiat Vakfı (TATAV) Y., İstanbul 2003, XII+84 s.

İstanbul’un Fethinin 550. Yılı Hatırasına hazırlanmıştır.

 

 LİSTE 

Arıt, Fikret, İstanbul’un Fethi, Yalçın Ofset Y., İstanbul 1976, 32 s.

Aydın, Erdoğan, Fatih ve Fetih / Mitler ve Gerçekler, Doruk Y., Ankara 1997, XIV+257+16 s.; Çağ Pazarlama Y., 4. b., İstanbul 2000, 357 s.

Çambel, Hasan Cemil, İstanbul’un Fethi, Varoğlu Y., İstanbul 1947.

Deleon, Jak, Balat ve Çevresi / İstanbul’un Fethi ve Haliç Semtlerig, Remzi K.evi Y., 3. b., İstanbul 1999, 231 s.

Dirimtekin, Feridun, İstanbul’un Fethi, Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu Y., İstanbul 1976; Gelenek Y., 2. b., İstanbul 2004, 324+4 s.

Ertan, Veli, İstanbul’un Fethi ve Fatih Sultan Mehmed’in Şahsiyeti, Y.evi yok, Konya 1970.

Fatih ve Fetih, İstanbul B.Ş. Belediyesi Y., İstanbul 2005?, 63 s.

Fatih ve İstanbul’un Fethi, MEB. Y., Ankara 1953?, 24+14 s. [Resimli].

Gökman, Muzaffer, Fatih İstanbul Kapılarında: Yabancı Gözü ile İstanbul’un Fethi, Eğitim-Öğrenci Y., 1.b b., İstanbul 1976, 238 s.

Gürel, Şevket, İstanbul’daki Eshâb-ı Kirâm, İstanbul Evliyaları ve Fetih Şehidleri, İstanbul’daki Tarihî Türbe ve Mescidler İmar Vakfı Y., İstanbul 1988, 248+9 s.

Karataş, Fatma, Fatih ve İstanbul’un Fethi, Özyürek Y., İstanbul 1955 40 s.

Kazankaya, Hasan, İstanbul’un Fethi ve Fethin Karanlık Noktaları, Y.evi yok, 1. b., 2 cilt.

Kıvılcımlı, Hikmet, Fetih ve Medeniyet, Y.evi yok, İstanbul 1953, 31 s.; Yol Y., 2. b., İstanbul 1980, 39 s.

Kirazoğlu, Ömer, İslâmiyet, Fâtih ve Fetih Camii Ayasofya, Y. Evi yok, Konya 1966, 32 s.; Şelale Y., İstanbul 1979?, 79 s.

Midhat Sertoğlu, Peygamberin Müjdelediği Fetih ve Fâtih, >Tercüman Y., İstanbul 1986, 93 s.

Par, Arif Hikmet, İstanbul’un Fethi Destanı, Y.evi yok, İstanbul 1953, 95 s.

Sağman, Ali Rıza, İstanbul’un Fethi Hakkında Enteresan Bir Fetva, Y.evi yok, İstanbul 1957?, 32 s. [Fatih İstanbul’u Ne Şekilde Aldı adlı eserin zeylidir.]

Tezçakar Bostan, Behice, Dahi Fatih’in Muhteşem  Fethi, Timaş Y., İstanbul 2007.

Tülbentçi, Feridun Fazıl, İstanbul’un Fethi, İnkılâp ve Aka K.evleri Y., İstanbul 1977, 422 s.

Uluboy, Necdet, Osmanlı Türkleri Tarafından İstanbul’un Fethi, Y.evi yok, İstanbul 1945, 46 s. [136 Sayılı Askerî Mecmua’ya ektir.]

Uslu, Mustafa, Fatih Sultan Mehmet ve İstanbul’un Fethi, Papatya Y., İstanbul 2006.

Yazgan, Mustafa, İstanbul’un Fethi’nin 527’inci Yılında Gökdevlet’den Bugüne, Y.evi yok., Ankara 1980?.

 

 BİBLİYOGRAFİK MALZEME

İstanbul, Fâtih, Fetih ve Fâtih Devri Hakkında Yazılmış Kitaplar Bibliyografyası (Bir Deneme): İsmet Binark – Nejat Sefercioğlu, İstanbul Fetih Cemiyeti Y., İstanbul 1977, 119 s.

 

Mercanlıgil, M. D. – Sami Nabi Özerdim, “Fethin 500. Yıldönümü Dolayısıyla Çıkan Eserler”, TTK Belleten, c. XVII, Temmuz 1953, S. 67, s. 413-428.

 

{Bu yazı Kültür dergisi Bahar 2008 sayısından yayınlanmıştır.}

âkif kitapları

Perşembe, 20 Mart 2008

Mehmet Âkif Kitaplarını Tasnif Denemesi

Yazdır

E-posta

   Image                  Yusuf Turan Günaydın*  

    Necip Fazıl Hitabeler adlı eserinde “Âkif’in harp
arabasını iki at çeker: Biri iman ve İslâm savaşçısı,
öbürü şair… Esas olan birincisi…” der.* Dolayısıyla
Âkif hakkında yazılan kitapları tasnif ederken öncelikle
iki grup kitaptan söz edebiliriz:
-İman ve İslâm eri olarak Âkif hakkında yazılanlar
-Şair Akif hakkında yazılanlar.

 

 Ne var ki Âkif’le ilgili kitapları tasnif ederken sadece bu iki kategori yeterli olmayacaktır. Bizde konu sınırlaması, genellikle göz ardı edilen bir husus olduğu için diğer şahsiyetlerde olduğu gibi Âkif’le ilgili kitaplarda da Âkif’in hemen her yönüne değinildiği görülmektedir. Yine de her kitabın ağırlık verdiği bir yön de öne çıkar. Tasnifimizde her kitabın en çok öne çıkan yönünü göz önüne almış bulunuyoruz.
Yukarıdaki iki kategorinin dışında biz “Yabancı Dilde Yayınlar” ve Ayrıntılı bir biçimde söz etmeyeceğimiz eserler içinse “Diğerleri” başlıklı iki kategori daha ekledik.

 

A. İMAN VE İSLÂM ERİ ÂKİF

Bu kısma giren kitaplar Âkif’in hayatı, eserleri ve düşüncesini konu alan eserlerdir. Bir kısmı onu yakından tanıyan arkadaş ve dostları tarafından kaleme alınmıştır.

1. Mehmet Akif / Hayatı-Eserleri: Eşref Edib, Asar-ı İlmiye Kütüphanesi Yayını, İstanbul?, 1938, 712+9 s.
Eşref Edib [Fergan]’ın Âkif’le ilgili eserin iki cilttir. Daha önce Mehmed Akif / Hayatı, Eserleri ve Yetmiş Muharririn Yazıları (Sebilürreşâd Neşriyat Bürosu Yayını, İstanbul 1939, 322 s.; 1960, 400 s.) adlı bir eser yayınlamıştır. Yukarıda künyesini verdiğimiz kitap ise bu çalışmanın ikinci cildidir. (Diğer basımı: İstanbul, 1960, 400 s.)
Âkif’in Sebîlürreşâd arkadaşlarından Eşref Edib’in bu çalışması onu en yakından tanıyanlardan biri tarafından hazırlanmış olduğu için oldukça önemlidir.

2. Âkifnâme: Hasan Basri Çantay, Ahmed Sait Matbaası, İstanbul 1966, 400 s.
Çantay, Mehmet Âkif’in en yakınında bulunmuş kişilerden biridir. Değindiğimiz çalışması ise çok sevdiği bir yakınını kaybeden bir insanın son bir gayretle derlediği bir armağan kitabı görünümündedir. Buna bir tür vefa borcu da diyebiliriz. Hacimli görünen kitabın büyük bir kısmını Âkif’in ölümünden önce ve sonra yazılan yazılardan seçmeler oluşturur. Bu arada Çantay’ın Âkif’le ilgili anıları kitaba özel bir önem kazandırmaktadır.
Âkifnâme’nin yeni bir baskısının yapılma zamanı gelmiştir diye düşünebiliriz.

3. Mehmet Akif: Nurettin Topçu, Hareket Yayınları, 1. baskı, İstanbul 1970, 118 s.
Toçu’nun Mehmet Âkif’e yaklaşımı tamamen onun fikrî yönüyle ilgilidir. Bu eserinde bir misyon/ideal adamı olarak Topçu’nun, yine bir ideal adamı olan Âkif’le özdeşleştiğini görürüz. Hemen belirtmeliyiz ki eser, Âkif hakkında Türkçede yazılmış en özgün kitaplardan biridir. Tasavvufa âşina, hatta tasavvuftan beslenen bir felsefecinin kaleminden çıkmış olması, eseri diğerlerinden ayırır. Kuru bir inceleme kitabının üslûbundan uzaktır ve dinamik bir üslûpla inşa edilmiştir.
Eserin, yazarının sağlığında yapılan ilk baskısından sonra Dergâh Yayınları ikmâl edilmiş bir ikinci baskısını da yaptı (İstanbul 1998, 95 s.).

4. Mehmed Âkif: Sezai Karakoç, Diriliş Yayınları, İstanbul 1985, 46 s.
Karakoç’un kitabını Topçu’nun kitabıyla bir arada düşünmek gerekir. Bu kitapla usta bir edebiyatçının dilinden Mehmed Âkif’in düşünce dünyasında deneme tadında bir ‘seyr’ imkânı buluyoruz. Kitap sayesinde ‘iman ve İslâm eri bir şair’ olarak Âkif karşımızda tebellür ve temessül ediyor. Karakoç Âkif’in şairliği üzerinde dururken de onun hayatını öne çıkarır; hayatını anlamlandıran bir kavram olarak İslâm’ın şiirini de anlamlandırdığını vurgular.
Karakoç’un kitabının ilk baskısı -ya da ilk baskılarından biri- Mehmet Akif: Hayatı, Aksiyonu, Düşünceleri ve Şiiri başlığını taşır (Yağmur Yayınları, İstanbul, 1968, 56 s.).
Bir Şair tarafından yazılmış olmasına rağmen eserin Şair Âkif kategorisinde değil de bu bölümde zikredilmesinin daha uygun olduğunu düşünüyoruz.

5. Mehmed Âkif Ersoy: M. Ertuğrul Düzdağ, T. C. Kültür Bakanlığı Yayınları, Türk Büyükleri Dizisi, Ankara 1996, XXIV+267 s.
Düzdağ’ın Âkif’e olan ilgisi herkesin malûmudur. Daha önce Mehmed Âkif Hakkında Araştırmalar (Marmara Ü. İlâhiyat F. Vakfı Yayınları, İstanbul 1987, 416 s. ( 2 cilt olarak, İstanbul, 1989, 254+254 s.) adlı bir eseri yayınlanmıştı.
Bu eser eksiksiz bir Âkif biyografisi gibi görünmektedir. Dolayısıyla bütün yönleriyle Âkif’i ele alan bir çalışmadır.

6. Mehmet Akif ve Cemiyetimiz: Faruk Kadri Timurtaş, Yağmur Yayınları, İstanbul 1962, İstanbul 134 s.
Eser, yine akademisyen bir edebiyatçının kaleminden çıkmış ve Mehmet Âkif’in toplumcu yönünü belirginleştiren bir çalışmadır. Daha sonra Kültür Bakanlığınca da basılmıştır (Ankara 1987, 150 s.).

7. Mehmet Akif: Bir Karakter Heykelinin Anatomisi: M. Orhan Okay, Akçağ Yayınları, Ankara 1989, 143 s.
Orhan Okay Hoca da Hareket dergisi çevresinde yetişmiş akademisyen bir edebiyatçıdır. Dolayısıyla bu eserini Nurettin Topçu’nun andığımız eseriyle birlikte düşünmek eğilimindeyiz. Eserin teması Mehmet Âkif’in o hem dostları hem de düşmanlarınca takdir edilen karakteridir. Dolayısıyla kitabı, akademisyen bir edebiyatçının kaleminden çıkmış olmasına rağmen bu grupta zikredebiliriz.
Okay’ın Mehmet Âkif’in Milliyetçiliği (Akçağ Yayınları, Ankara 1991, 140 s.) adlı seri de mezkûr kitabını bütünleyici mahiyettedir.

8. Bir Kur’an Şairi: Dücane Cündioğlu, Birun Yayınları, İstanbul 2000.
Cündioğlu, şairlik yönünü de göz önünde bulundurduğu ama her şeyden önce Kur’an aşığı bir düşünür olarak öne çıkardığı Mehmet Âkif’in ünlü -fakat ortada olmayan- Kur’an tercümesi hakkındaki araştırmalarını bu kitabıyla okuyucuya sunuyor. Zaman zaman tartışılan bir konu olarak Mehmed Âkif’in Kur’an tercümesi hakkında bu çapta bir araştırma yapılmış olması Türk okuyucusu açısından büyük bir kazanç olarak değerlendirilmelidir.
Kitap, Âkif’le ilgili çalışmalar içinde konu sınırlandırması açısından en başarılı ve bu yönüyle en doyurucu kitaptır.

9. Mehmet Akif: Bir İslâm Reformatörü: A. Cerrahoğlu, İstanbul Matbaası, İstanbul 1964, 110 s.
A. Cerrahoğlu, sosyalist yazar Kerim Sadi’nin müstearıdır. Bu kitap elbette Âkif’in bir iman eri olduğu tezi üzerine inşa edilmiş görülmeyebilir. Ama Âkif’le ilgili tüm eserlerde olduğu gibi onun bu yönünü hep göz önünde bulunduran bir çalışmadır. Âkif’in üzerindeki Cemaleddin Afganî ve Muhammed Abduh etkisini yorumlayan eser, elbette sosyalist bir bakış açısıyla kaleme alınmıştır. Zamanında merhum Ahmed Davudoğlu hoca da Âkif’in bu yönünü Necip Fazıl’ın önsöz yazdığı tek kitap olan Dini Tamir Davasında Din Tahripçileri adlı eseriyle eleştirmişti (Bid’atlarla Mücadele Yayınları, 3. baskı, İstanbul 1978, s. 141-148). Cerrahoğlu’nun düşünceleri hitap ettiği kesimde ne kadar yankı buldu, ölçmek zordur. Ama bu eserin dindar camiada da okunduğunu ve değerlendirildiğini söyleyemeyiz. Baskısı bulunmadığı için merak edenlerin de kolayca ulaşamayacakları açıktır.

B. ŞAİR ÂKİF

1. Mehmed Âkif: Süleyman Nazif, Hareket Yayınları, İstanbul 1971, 136 s.
Doğrusu Nurettin Topçu ve Hareket dergisi çevresi Âkif’e her zaman büyük önem vermiştir. Osmanlıca baskısı Mehmed Âkif / Şairin Zâtı ve Âsârı Hakkında Bazı Malûmât (Amidî Matbaası, İstanbul 1924, 106 s.) adıyla yapılan bu eserin Topçu’nun öngörüsüyle yeni harflere aktarılarak yayınlandığı açıktır. Hareket baskısına sahaflarda bile rastlanmamaktaysa da M. Ertuğrul Düzdağ tarafından hazırlanmış bir çevrimyazısı eski harfli metinle birlikte yeniden basılmıştır (İz Yayıncılık, İstanbul 1991, 138 s.). Eseri bir şairin diğer bir şairi ele alış tarzını göstermesi açısından ilgi çekici bulabilirsek de, Nazif’in eseri bu boyutu çok çok aşan bir eserdir.
S. Nazif de Âkif’i yakından tanıyanlardandır. Bu açıdan Süleyman Nazif’in söyledikleri önemlidir.

2. Mehmet Akif Ersoy / Hayatı Seciyesi ve Sanatı: Midhat Cemal Kuntay, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ankara 1986, 377 s.
Kuntay, Türkiye’de Âkif’le en çok ilgilenen yazarlardan biri görünümündedir. Sanırız konuyla ilgili ilk çalışması olan İstiklal Şairi Mehmet Akif (Ülkü Basımevi, İstanbul 1944, 23 s.) adlı eserini daha sonra genişletmiş ve yukarıdaki adla yayınlamıştır.
Kuntay bir Mehmed Âkif hayranıdır. Dolayısıyla eseri de bu hayranlığın izlerini taşır. Kitabında Şair Mehmed Âkif üstün karakteriyle karşımızdadır; yazar bir şairin hayranlık uyandıran karakterine ayna tutmaya çalışmaktadır.
Eserinin bu adla ilk baskısı Âkif’in ölümünden sonra 1939’da Semih Lütfi Matbaasında yapılmıştır (446 s.).

3. Mehmet Âkif / Hayatı ve Eserleri: Fevziye Abdullah Tansel, Kanaat Yayınları, İstanbul 1945, 247 s.
Kitapta Âkif’in çeşitli cephelerine değinilmektedir. Fakat yazarının kimliğinden dolayı bu eseri Âkif’in şairliğiyle ilgili kitaplar arasında mütalâa etmeliyiz. Fevziye A. Tansel Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Türk İslâm Edebiyatı ana bilim dalının ilk öğretim üyelerindendir. Dolayısıyla telif ettiği eserde Âkif’in şairliği üzerine yazdıklarından oluşan ikinci bölüm dikkat çekicidir. İslâmî Türk Edebiyatı mümessillerinden olan Âkif hakkında bu alanda yazılmış en yetkin eser olduğunu söyleyebiliriz.
Künyesini verdiğimiz ilk baskısı değil de İrfan yayınlarınca basılan 2. baskısı (İstanbul 1973, 291 s.) piyasada rastlanabilen bu eser Âkif’in edebiyatçılığı alanında en çok başvurulan kaynakların -belki de- başında gelir.

4. Mehmet Âkif Ersoy Hakkında Yazılanlar: Abdulkerim & Nuran Abdulkadiroğlu, Mehmet Akif Ersoy Fikir ve Sanat Vakfı Yayınları, İstanbul?, T.siz, 282 s.
Bu çalışma Sırât-ı Müstakîm ve Sebîlü’r-Reşâd dergilerinde yayınlanmış Safahat’la ilgili yazıların çevrimyazısıdır. Yer alan yazılar ağırlıklı olarak Midhat Cemâl [Kuntay]’a aittir. Neredeyse Midhat Cemâl’in yazıları kadar da Ali Ekrem [Bolayır]’a ait yazılar yer almaktadır. Birer yazı da Ispartalı Hakkı [?] ve Eşref Edib [Fergan]’e aittir.
Osmanlı harfleriyle basılmış ve Âkif’in de yazarı olduğu iki dergide yer alan yazıları toplaması açısından önemli ve fakat gözden kaçmış bir eser olduğunu söyleyebiliriz bu çalışmanın. Dolayısıyla yeni bir düzenlemeyle yeni bir baskısının yapılması iyi olacaktır. Yine Âkif ve Safahat’la ilgili eski harfli dergilerde kalmış yazıların derlenmesiyle bu çalışmanın desteklenmesi ve sürdürülmesi de iyi olacaktır.

5. İslâmcı Bir Şairin Romanı: M. Emin Erişirgil, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Yayına Hazırlayan: Aykut Kazancıgil, Ankara 1986, VIII+438 s.
Eser Mehmet Âkif’in şairliğini öne çıkaran önemli çalışmalardan biridir. Âkif şairdir ama bir İslâmcıdır; kitabın başlığına da yansıyan bu olgu Erişirgil’in dikkatli üslûbuyla okuyucunun zihninde aydınlanıyor.
Eserin ilk baskısı Maarif Yayınevi tarafından yapılmıştır (Ankara, 1956, 502 s.)

6. Mehmet Akif: Ahmet Kabaklı, Toker Yayınları, İstanbul 1970, 160 s.
Birkaç baskısı olan bu eser (1975’te 226 s., Toker Y.; 1977’de 223 s, .Toker Y.), Türk Edebiyatı Dergisi ve Vakfının kurucusu merhum Ahmet Kabaklı’nın çalışmasıdır. Edebiyat tarihi alanında sâyimeşkûr sahibi bir yazar olan Kabaklı Hocanın bu kitabı Âkif’le ilgili her konuya değinmekle birlikte asıl olarak Şair Âkif’i anlamada bir el kitabı hüviyetindedir.

7. Camideki Şair Mehmed Âkif: D. Mehmed Doğan, Nehir Yayınları, İstanbul 1989, 72 s.
Doğan’ın bu çalışmasında Âkif’in şairliğiyle iman eri oluşu atbaşı yürür. Dolayısıyla kitabı ilk bölüme de dahil edebilirdik. Hareket dergisi çevresinde yetişmiş bir yazar olarak Doğan’ın bu eseri âdeta Nurettin Topçu’nun andığımız eserini bütünleyen, onunla birlikte düşünülmesi gerekli bir eser olarak algılanabilir.
Eserin genişletilmiş ikinci bir baskısı da yapılmıştır (İz Yayıncılık, İstanbul 1998, 158 s.).

8. Mehmet Akif ve Safahat:Beşir Ayvazoğlu, Tercüman Gazetesi Yayınları, İstanbul 1986, 304 s.
Sanırız Ayvazoğlu’nun Tercüman Gazetesinin sanat-edebiyat sayfasını yönettiği yıllarda hazırladığı bu eser, safahat üzerine en kapsamlı çalışmalardan biridir. Ayvazoğlunun o usta işi üslûbuyla okuyucuya sunulmuş olan eserin söz konusu gazete tarafından forma forma ve geniş bir zaman dilimi içinde verilmiş olması baskısının bulunmamasının tek sebebidir elbette. Acaba yazar bu eserinin yeni bir baskısını yaptırmayı düşünmüyor mu diye düşünmeden edemiyoruz.

9. Mehmet Akif ve İstiklal Marşı: Rıdvan Canım & Etem Çalık, Yedi İklim Yayınları, İstanbul 1995, 200 s.
Mehmet Âkif’i İstiklâl Marşı şairi olarak ele alan birçok kitaptan biri.
Bu konuda kaleme alınan eserlerden bazılarının künyesi şöyledir: İstiklâl Marşı Bilgisi, Kerim Yund, Hüsnütabiat Basımevi, İstanbul 1961, 48 s.; İstiklal Marşımız ve Mehmed Âkif Ersoy: İsa Kocakaplan, İstanbul?, 1999, 111 s.; Mehmet Akif ve İstiklal Marşı: Muhittin Nalbantoğlu, Veli Yayınları, İstanbul1981, 80 s.; Mehmet Akif’in Hayatı ve İstiklal Marşı: Fehmi Cumalıoğlu, Sönmez Neşriyat, İstanbul 1962, 23 s.; İstiklâl Marşı / Tarihi ve Mânası, Beşir Ayvazoğlu, Tercüman Gazetesi Yayınları, İstanbul 1986, 63 s.; İstiklâl Marşı ve Mehmet Akif Ersoy, Nusret Karanlıktagezer, Kendi Yayını, Ankara 1986, 80 s.; İstiklâl Marşımız ve Mili Ruh, Ali Kaytancı, Uğurel Matbaası, Malatya 1972, 136 s.; İstiklâl Marşı’nın Tahlili, Yaşar Çağbayır, DİB. Yayınları, Ankara 1998, XI+420 s.; Mehmet Akif ve İstiklal Marşı: Mustafa Özçelik, Lamure Yayınları, İstanbul 2005, 117 s.

10. Mehmet Akif’in Şiir Dünyası: Fazıl Gökçek, Dergâh Yayınları, İstanbul, 2005.
Âkif’in şairliğiyle ilgili en son çalışma Gökçek’in bu kitabıdır. Konu sınırlandırması açısından başarılı bir kitap olan eser, alanında belki de en derli toplu kaynak olma özelliğini taşıyor.

11. Mehmed Âkif Ersoy Bibliyografyası /Ölümünün Ellinci Yılı Münasebetiyle: Mehmet Serhan Tayşi & Nevzat Kaya, Osmanlı Yayınevi, İstanbul 1986, 31 s.
Bibliyografyalar basıldıkları anda eskimeye mahkûmsalar da iyi bir bibliyografya o zamana kadarki birikimi yansıttığı için araştırmacılara büyük kolaylıklar ve imkânlar sağlar. Yıllarca kütüphanecilik alanında hizmet vermiş bulunan Tayşi ve Nevzat Kaya’nın mevcudu bulunmayan bu çalışması takdire değer bir çalışmadır.

C. YABANCI DİLDE YAYINLAR

1. Mehmet Akif Ersoy: Zindegînâme ve Bergüzîde-i Âsâres: Ali Nihad Tarlan, Regional Cultural Instıtute Yayını, Tahran 1969, 278 s. (Farsça).
2. Mehmed Âkif: Şâirü’l-İslâm: Abdüsselâm Abdülaziz Fehmi, Mektebetü’t-Tâlib, Mekke, Ts., 101 s. (Arapça).
3. Mehmet Akif: His Life and Works: Ali Nihad Tarlan, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, Ankara 1986, X+84 s.
4. Cuhûdu Mehmed Âkif Ersoy ve Ârâu-hû fî Mecâli’t-Terbiyeti’l-İslâmî: Telif & Çeviri: İsa Yüceer, Yüüncüyıl Üniversitesi Yayınları, Van, 1995, V+35 s. (Arapça).

D. DİĞERLERİ:

1. Bütün Cepheleriyle Mehmet Akif (Ersoy): Hilmi Yücebaş, Dizerkonca Matbaası, İstanbul 1958, 240 s.
2. İslâm Şairi Mehmet Âkif:Vehbi Vakkasoğlu, Yeni Asya Yayınları, 2. baskı, İstanbul 1976, 299 s.
3. Kitaplar ve Portreler / Mehmed Âkif’ten Günümüze: Nihad Sami Banarlı, Kubbealtı Neşriyatı, İstanbul 1985, 398 s.
4. Kültür Köprüsü / Süleyman Çelebi’den Mehmet Âkif’e: Nihad Sami Banarlı, Kubbealtı Neşriyatı, İstanbul 195, 358 s.
5. Mehmed Akif’in Verdiği Mesajlar ve Tesir Alanları: Necla Pekolcay, MÜİFAV Yayınları, İstanbul 1991, 87 s.
6. Mehmet Akif (1873-1936) / 20. Ölüm Yıldönümü: Ali Nihad Tarlan & Nurettin Topçu, Milliyetçiler Derneği Yayını, İstanbul 1957, 40 s.
7. Mehmet Akif (1873-1936): Ali Nihat Tarlan, Milliyetçiler Derneği Yayını, İstanbul 1961, 104 s.
8. Mehmet Akif’i Anlatıyorlar: Süleyman Yalçın vd., Aydınlar Ocağı Yayını, İstanbul 1986, 104 s.
9. Mehmet Akif’in Çağdaş Türkiye İdeali: Yavuz Bülent Bakiler, DİB Yayınları, Ankara, 1990, 50 s.
10. Mehmet Akif ve Dünyası: Neriman Malkoç Öztürkmen, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1990, XVII+230 s.
11. Mehmet Akif ve Eğitim: Ali Özer, İzmir İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları, İzmir 1999, VIII+95 s.
12. Mehmet Akif: Ferdî ve İçtimâi Karakteri-Vatanperverliği-Milliyetçiliği: Esat Adil Müstecaboğlu, Ülkü Basımevi, İstanbul, 1937, 56 s.
13. Mehmet Akif / Hayatı, Eseri ve Tesiri: Veli Ertan, Bahar Yayınevi, İstanbul 1969, 64 s.
14. Mehmet Akif / Hayatı, Sanatı, Fikirleri: Selahattin Yaşar, Yeni Asya Yayınları, İstanbul 1985, 174 s.
15. Mehmet Akif / Hayatı-Sanatı-Şiirleri: Zahir Güvemli, Varlık Yayınevi, İstanbul 1953, 115 s.
16. Mehmet Akif / Hayatı, Şahsiyeti ve Seçme Şiirleri: Ahmet Duman, Edebiyat Yayınevi, Ankara 1970, 72 s.
17. Mehmet Akif / Hayatı, Eserleri, Şahsiyet ve İdealleri: Cemil Sena Ongun, Yayınevi yok, İstanbul 1947, 112 s.
18. Mehmet Akif ve İnanan İnsan: Vahit İmamoğlu, Ravza Yayınları, İstanbul 1996, 190 s.
19. Necid Çöllerinde Mehmed Akif: Cemal Kutay, Boğaziçi Yayınları, İstanbul 1992, 256 s.
20. Mehmed Akif ve Safahat: Ali Nihad Tarlan, Nida Yayınevi, İstanbul 1971, 142 s.
21. Mehmet Akif Sempozyumu: Hacettepe Üniversitesi Yayını, Ankara Ts., 166 s.
22. Mehmet Akif: Zeki Sarıhan, Kaynak Yayınları, İstanbul, 1996, 271 s.
23. Mehmet Akif’in Eğitim Üzerine Düşünceleri: Sebahattin Arıbaş, Medeniyet Yayınları, İstanbul1992. IX+158 s.
24. Mehmet Akif’in Sanat Edebiyat ve Fikir Dünyasından Çizgiler: Kâzım Yetiş, Atatürk Kültür Merkezi Yayınları, Ankara 1992, VI+218 s.
25. Mevlâna ve Mehmet Akif (Ersoy): Osman Yüksel Serdengeçti, Serdengeçti Neşriyatı, Ankara 1958, 48 s.
26. Milli Mücadelede Mehmed Akif Kastamonu’da: Mustafa Eski, Ayyıldız Matbaası. Ankara 1983, XI+84 s.
27. Mehmet Akif / Çağı ve İslâmî Davetteki Hizmetleri: İsa Yüceer, Yüzüncü Yıl Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Yayınları, Van 1995, 516 s.
28. Mehmet Akif Ersoy: İhsan Eliaçık, İlke Yayınları, İstanbul 2004, 96 s.
29. Mehmet Akif Hikâyeleri / Bulutlardan: Yıldırım Sağdık, Yılmaz Tartan, DİB. Yayınları, 2. baskı, Ankara 2002, 96 s. (Çocuk öyküleri).
30. Cephe Gerisinde Savaş: Yılmaz Tartan, DİB. Yayınları, Ankara 2002, 96 s. (Çocuk öyküleri).
31. Mehmet Akif Ersoy’u Anma Kitabı: Ankara Üniversitesi Rektörlüğü Yayınları, Ankara 1986.
32. Yahya Kemal ve Mehmet Âkif’te Tasavvuf: Mehmet Demirci, Akademi Kitabevi Yayınları, İstanbul 1993, 109 s.
33. Âsım’ın Nesli: Mücahit Koca, Sur Yayınları, İstanbul 2004, 348 s. (Roman).

___
* Necip Fazıl Kısakürek, Hitabeler, Büyük Doğu Yayınları, İstanbul, 1985, s. 123.

* Araştırmacı - Yazar


(Bu yazı Kültür dergisinin Mehmed Âkif Özel Sayısında (2006) yayınlanmıştır.)

alevilik-bektaşilik tercümeleri

Çarşamba, 19 Mart 2008

ALEVÎLİK-BEKTAŞÎLİK MÜTERCİMLERİ ÜZERİNE BİYO-BİBLİYOGRAFİK BİR DENEME 1928-2007

Yusuf Turan Günaydın

ÖZET

Harf Devrimi (1928)’nden 2007 yılına kadar Alevîlik-Bektaşîlikle ilgili eserlerden Türkçeye tercüme edilen kitapları kapsayan bu bibliyografya; tercüme, çeviriyazı ve sadeleştirme (dil güncellemesi) çalışmalarını konu almaktadır. Bibliyografyada mütercimler öne çıkarılmış ve biyografileri verilmiştir. Bibliyografyaya Hacı Bektaş Velî’nın Türkçeye tercüme edilen eserleri, Alevî-Bektaşî sufî ve müelliflerin eserleri, Alevîlik ve Bektaşîlik etrafında oluşmuş kültür üzerine çalışmalar yapan araştırmacıların eserleri dâhil edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Alevîlik, Bektaşîlik, Hacı Bektaş Velî, Bibliyografya, Tercüme, Çeviriyazı, Sadeleştirme.

ABSTRACT

Translators of Alevism-Bektashism in Turkish 1928-2007 -Bio-Bibliographic Essay-This bibliography covering the books translated from the books on Alevism-Bektashism into Turkish from the Reform of the Tk Alphabet (1928) until 2007 takes the studies on translation, tran******ion and simplification as the subject. In the bibliography the translators are particularly prominent with their biographies. The books of Haci Bektash Veli translated into Turkish, books of Alevi-Bektashi sufis and authors and books of those investigative writers conducted studies on Alevism and Bektashism culture have been incorporated into study.Key Words: Alevism, Bektashism, Haci Bektash Veli, Bibliography, Translation, Tran******ion, Simplification. 

Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren Alevî ve Bektaşî kaynaklarının yeni harflere aktarılması, Arapça, Farsça ve diğer dillerde olanların ise tercüme edilmesi çalışmaları yapılmakta, bu çalışmalar her geçen gün artarak sürdürülmektedir. Türkiye’de Alevîlik ve Bektâşîlikle ilgili kaynakları, bu alanda yapılmış araştırmaları kapsayan bazı bibliyografik çalışmalar da yapılmıştır.[1]

Başta Hazret-i Ali ve Hacı Bektaş Velî olmak üzere Alevîlik-Bektaşîlik alanında eserleri bulunan şahsiyetlerin eserleriyle, alanla ilgili Osmanlıca ve yabancı dillerdeki telif ve araştırma çalışmalarından yapılmış tercümeler gittikçe artan bir oranda yayın piyasasında görülmektedir. Bu çeviriyazı ve tercümeleri yapan mütercimlerin bir kısmı telif sahibi de olduklarından ansiklopedik kitaplarda haklarında bilgi bulunmaktadır. Fakat sadece mütercim olarak yayın piyasasında görünen birçok isim hakkında herhangi bir bilgiye sahip değiliz. Birçok mütercimin tahsili ve tercüme ettikleri metnin diline vukufiyetleri hakkında ne yazık ki kafamızda herhangi bir fikir oluşturma imkânımız bulunmamaktadır. Eğer eserin asıl metnini elde etmemiz mümkün değil veya mümkün olsa bile o dili bilmiyorsak karşılaştırma imkânından da mahrum kalacağız demektir.

 

Bibliyografyayı Oluşturan Tercümeler

Mütercimleri öne çıkararak hazırladığımız bibliyografya Harf Devriminden bu güne kadar Türkçeye tercüme edilmiş Alevîlik ve Bektaşîlikle ilgili eserleri kapsamaktadır. Çalışmamızda üç tercüme türü tespit edilmiştir:

a) Türkçeye başka bir dilden yapılan aktarmalar

b) Çeviriyazılar

c) Sadeleştirmeler.

Çalışmamızda “mütercim” kelimesi, bu üç tür çalışmayı yapan kimseler hakkında; dolayısıyla “tercüme” kelimesi de her üçünü kapsayacak biçimde kullanılmıştır.

Bir mütercimin Türkçeye başka dillerden yaptığı ‘çeviri’leri göstermek için “Tercüme”, Osmanlı alfabesinden yeni Türk harflerine yapılan aktarmalar için “Çeviriyazı”, Osmanlıcası ‘her kesimden okuyucunun anlayabilmesi’ veya benzeri bir amaçla hafifletilen metinler için ise yaygın olarak kullanıldığı gibi “Sadeleştirme” adlandırmasını kullandık. Çalışmamızda sadece kitap olarak yayınlanan tercümeler değil, bir kısım dergilerde bazen bir girişle birlikte makale olarak yayınlanmış çoğu ufak çaplı risaleler / metin neşirleri de yer almaktadır. Tercümeler hakkında yazılmış eleştiri ve tanıtım yazıları da her eserin sonunda gösterilmeye çalışılmıştır. Böylece 1928’den 2007 yılı ortalarına kadar Hazret-i Ali, Hacı Bektaş Velî ve etrafında oluşan kültürle ilgili Türkçeye yapılmış tercümelerin bir bibliyografyası sunulmuş olacaktır.

Söz konusu tercümeler başta Alevî-Bektaşî müellifler olmak üzere Alevî-Bektaşî olmasalar bile bu alanla ilgili araştırmaları bulunan yazarlardan yapılmıştır. Dolayısıyla tercümeler öncelikle Hz. Ali ve Hacı Bektaş Velî’nın eserleri, eserlerinden yapılmış seçmeler, eserlerine yapılmış şerhler, Alevî-Bektaşî büyüklerini izleyen şair ve müelliflerin eserleri, konunun tarihî-sosyolojik arka planını inceleyen bilimsel araştırmalar gibi çok geniş bir alana yayılmaktadır.Bibliyografyaya Alevîliğe karşı yazılmış birkaç eleştirel çalışma da dâhil edilmiştir. Sonuçta bu tür kitaplar da Alevîlik-Bektaşîlik alanıyla ilgilidir.Yunus Emre, Nesimî ve Fuzûlî Divanları bibliyografyaya dâhil edilmemiştir. Alevî-Bektaşî edebiyatı açısından önem taşıyan bu üç şairin divanları günümüze kadar defalarca neşredilmiştir. Bunlar ayrıca bir bibliyografik incelemeye konu olabilecek boyutlardadır.[2] Yalnız Fuzûlî’nin genelde bütün tasavvuf, özelde de Alevî-Bektaşî çevrelerince çok sevilen ve okunan Hadîkatü’s-Süedâ çeviriyazı ve sadeleştirmelerini bibliyografyamıza dâhil ettik.Cumhuriyet Türkiye’sinde İlk Alevîlik-Bektaşîlik TercümeleriÖncelikle Cumhuriyet Türkiye’sinde Alevî-Bektaşî kültürüyle ilgili eserlerden yapılmış veya çeviriyazı yoluyla yeni harflere aktarılmış ilk tercüme eserlerin hangileri olduğuna bir göz atmak gerekir.

Alevîlik ve Bektaşîlik kaynaklarından yeni harflere yapılan çeviriyazı, sadeleştirme ve tercümelerin hemen 1928 sonrası başladığını görmekteyiz. Öncelikle belirtilmelidir ki ilk tercümelerin bir kısmı baskı tarihi belirtilmeden yayınlanmıştır. Bu durum, Harf Devrimi sonrası ilk çevrilen eserlerin hangileri olduğunu tespit etmeyi zorlaştırmaktadır. Yalnız rahatlıkla söyleyebiliriz ki, ilk çeviriler Alevî-Bektaşî edebiyatına dâhil bir kısım halk şairlerinden yapılmış daha çok seçme tarzındaki neşirlerdir. Yazma divanlardan veya cönklerden derlenen Alevî-Bektaşî edebiyatı örneklerinin toplandığı antolojik bazı çalışmalar da o yıllarda eski harfli metinlerden derlendiği için ilk çeviriyazı çalışmalarına dâhildir.

Bibliyografyamızda yer alan en eski tarihli tercüme; Sadeddin Nüzhet Ergun’a ait XVIII inci Asır Sazşairlerinden Pir Sultan Abdal adlı çeviriyazı çalışmasıdır ve 1929 tarihlidir.[3] Ergun’un diğer çalışmaları 1940’lı yıllardadır. Muhtar Yahya Dağlı’nın Bektaşî Tomarı / Bektaşî Nefesleri I adlı 1935 yılında basılmış antolojik çalışması ise Ergun’un söz konusu neşrinden sonraki ilk çalışmalardandır. Bu çalışma ağırlıklı olarak yazma nüshalardan yararlanılarak ortaya konulmuştur. Dağlı’nın bunun dışında “Bektaşî Edebiyatından” üst başlığıyla Kaygusuz Abdal ve Tokatlı Gedâyî’nin biyografileriyle birlikte şiirlerinden hazırladığı seçmeler de bu alandaki ilk neşirlerdendir. Bektaşî Edebiyatından Kaygusuz Abdal / Hayatı ve Eserleri adlı çalışmasının ilk baskısı 1939, ikinci baskısı 1941 tarihlidir. Bektaşî Edebiyatından Tokatlı Gedayî / Hayatı ve Eserleri adlı çalışması ise 1943 tarihlidir.

Bu durumda Alevîlik ve Bektaşîlik alanında tespit edebildiğimiz ilk çalışma 1929 tarihini taşımakta ve Harf Devriminden hemen sonraya rastlamaktadır. Kırklı yıllarda ortaya konulan diğer çalışmalar ise Ziya Şakir’in Bahtiyar Fenkligil müstearıyla yayınladığı Bektaşî Nefes ve Mersiyeleri adlı antolojisi (1943), F. Erömer’in Deliktaşlı Ruhsatî / Hayatı ve Seçme Deyişleri (1943), Saime Çelikel’in Âşık Dertli Divanı (1943), Sadeddin Nüzhet Ergun’un Hatayî Dîvanı (1946), Bektaşî Şairleri ve Nefesleri (1944)’dir.

Türkiye’de Alevîlik ve Bektaşîliğin temel kaynakları sayılan Nehcü’l-Belâğa, Dîvan-ı Ali, Makâlât, Şerh-i Besmele, Fevâid, Velâyetnâme gibi eserlerin neşri ise Alevî-Bektaşî şairlerinin divanlarına kıyasla gecikmiş görünmektedir. Tespit edebildiğimiz kadarıyla bu alandaki ilk neşirler 1954-1959 yılları arasında Sefer Aytekin tarafından yapılmıştır. Aytekin Makâlât’ı 1954’lerde, Uzun Firdevsî’nin Velâyetnâme-i Hacı Bektaş Velî’sini 1956’larda, Cafer Sâdık Buyruğunu ise 1958’lerde yayınlamıştır.[4]

 Kitap ve Makale KünyeleriBibliyografyaya giren kitapların künyelerinin olabildiğince ayrıntılı olmasına çalışılmıştır. Künyeler mütercimlerin soyadlarına göre alfabetik olarak düzenlenmiş; önce mütercimlerin kısa biyografileri verilmiştir. Birçok mütercimin ise biyografisine ulaşılamamıştır. Biyografisine ulaşılamayan mütercimler (…) biçiminde gösterilmiştir.Künyelerde sırasıyla; kitap adı, yazarı, yazarın doğum-ölüm tarihi (yaşıyorsa sadece doğum tarihi), yayınevi veya basımevi, basım yeri, basım tarihi, sayfa sayısı, hangi dilden tercüme edildiği belirtilmiştir. Altına da tespit edilebilmişse hakkında yazılan eleştiri veya tanıtım yazıları kaydedilmiştir. Eğer künye bir dergide yayınlanmış metin neşri ise; eserin adı, müellifi, müellifin doğum-ölüm tarihi, yayınlandığı dergi, derginin cildi veya yılı, yayınlandığı ay, yayın yılı, sayı/sayfa numaraları ve hangi dilden tercüme edildiği belirtilmiş, hemen peşinden de neşrin makale olarak tam künyesi verilmiştir.Künyelerde hangi dilden tercüme edildiğinin belirtildiği kısımda eserin özgün adı tespit edilebilmişse gösterilmiş, eser zaten özgün adıyla yayınlanmışsa buna gerek duyulmamıştır. Ayrıca eser birkaç mütercim tarafından tercüme edilmişse aynı bölümde diğer mütercimler de gösterilmiştir. Eserin hangi dilden tercüme edildiği sadece tahminî olarak tespit edilebildiğinde, o dilin kısaltmasından hemen sonra boşluk bırakılmadan soru işareti konulmuş (ör. Ar.dan?); hangi dilden tercüme edildiği kesin olarak bilindiği hâlde özgün adı tespit edilememişse o dilin kısaltmasından sonra iki nokta üst üste konularak bir boşluktan sonra soru işareti konulmuştur (ör. Ar.dan: ?).Bazı künyelerin sonlarında kısa bibliyografik notlara da yer verilmiştir.[5]57 mütercimin biyografilerine ulaşılamamıştır. Bu mütercimlerden bir kısmının tahsil durumu hakkında bazı bilgiler varsa da hiçbirisinin doğum tarihi ve yeri ansiklopedik-biyografik kaynaklarda yer almamaktadır. Mütercim biyografileri için ulaştığımız kaynakların bir kısmını Kaynaklar bölümünde gösterdik. Bir kısım mütercimlerin biyografilerini sadece yayımlanmış kitaplarının arka veya iç kapaklarında bulabildik. Daha çok akademisyen bazı mütercimlerle email yoluyla yazışarak iletişim kurduk ve bu yolla biyografilerini tespit ettik.[6] Çalışmamızda 152 Alevîlik-Bektaşîlik mütercimi tespit edilmiş durumdadır. BİBLİYOGRAFYA

ACAROĞLU, Mehmet Türker (Razgrad, 1915): Derleme ve kütüphanecilik uzmanı. Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat bölümü ve AÜ. DTCF Hungaroloji bölümü mezunu. AÜ. ve Fransa’da Kütüphanecilik öğrenimi gördü.

Tercüme:

Bulgaristan Alevîleri ve Demir Baba Tekkesi, Yordan Stefanov [?], Kaynak y., İstanbul 1998, 280 s. (Bulg.dan: ?).

 

AKARSU, Kâmil (Ankara, 1950): AÜ. DTCF Türkoloji Bölümünün Türk Edebiyatı Kürsüsünden mezun oldu (1973). Hâlen GÜ. Gazi Eğitim F. Edebiyat Öğretmenliği Bölümü öğretim üyesi.

Kısmî Sadeleştirme:

Bektaşîlik Tetkikleri, Frederick William Hasluck [1878-1920], Terc.: Ragıp Hulûsî Özdem [1893-1943], MEB y., Ankara 2000, 112 s. (Osm.dan).

Hakkında:Hasan Afşın Can, “Bektaşîlik Üzerine Bir Kitap”, Özlenen Fark, Yıl: V, Ağustos 2000, 49/37. 

AKÇİÇEK, Abdulkadir (1933-1989): Tasavvufî bir çevrede yetişti. Türkiye’de tasavvuf alanında en çok eser tercüme eden müelliflerin başında gelmektedir; belli başlı tasavvuf klâsiklerinden bir kısmının tercümesi ona aittir.

Hikmetler ve Sırlar, Hazret-i Ali [598-661], Umran y., İstanbul, 1987, 256 s. (Ar.dan: Merâsıdü’l-Hikem ve Şemmetü’l-Esrâr).

 

AKKUŞ, Mehmet (Balıkesir/Sındırgı, 1955): Prof. Dr. Ankara Ü. İlâhiyat F. mezunu (1977). Aynı F.’de İslâm Tarihi ve Sanatları/Türk İslâm Edebiyatı Anabilim Dalı öğretim üyesi ve bölüm başkanı.

Çeviriyazı & Sadeleştirme:

Makâlât, Hacı Bektaş-ı Velî [1210?-1270], TDV y., Ankara 2007, 143 s. (Osm.dan; Ali Yılmaz ve Ali Öztürk’le).

Çeviriyazı:

Risâle-i Hâl-i Merdân, Şeyh Ali [?], Tasavvuf, Yıl: III, Temmuz-Aralık 2002, 9/39-52.

Bk. Akkuş, “Şeyh Ali ve Risâle-i Hâl-i Merdân”, Tasavvuf, Yıl: III, Temmuz-Aralık 2002, 9/39-52. 

ALPAY TEKİN, Gönül (…):

Çeviriyazı:

Menâkıb-i Hvoca-i Cihân ve Netîce-i Cân / Tenkidli Metin-Tahlil¸ Karadâvudzâde Abdülvâhid b. Süleyman Vâhidî [?], Tıpkıbasım: Ahmet T. Karamustafa [?], Harvard 1993, VIII+293 s. (Osm.; Şinasi Tekin ile).

 

ALPTEKİN, Turan (Konya, 1933): İÜ Edebiyat F. mezunu (1958). Mimar Sinan Ü. (1985-1989) ve Mersin Ü. (1994-1997)’nde Yeni Türk Edebiyatı ve Karşılaştırmalı Edebiyat dersleri okuttu.

Tercüme:

1. Uyur İdik Uyardılar / Alevîlik-Bektaşîlik Araştırmaları,  Irène Mèlikoff [1917-], Cem y., İstanbul, 1998, 430 s. 288 s. (Fr.dan).

Değini: Matbûat, Kasım 1994, 7/20.

2. Hacı Bektaş/Efsaneden Gerçeğe, Mèlikoff, Cumhuriyet Kitap Kulübü y., İstanbul, 1998, 430 s. (Fr.dan: Hadji Bektach, un Mythe et ses Avatars).

Hakkında:Tufan Gündüz, “Efsaneden Gerçeğe Hacı Bektaş”, Virgül, Mayıs 1999, 19/17-19; Burhan Kocadağ, “İrene Melikoff’un Yeni Kitabı Hakkında Bazı Düşünceler”, Hacı Bektaş Veli Dergisi, Bahar 1999, 9/75-79. 

ALTINOK, Baki Yaşa (Kırşehir/Mucur/Küçükkavak, 1946): Araştırmacı-yazar, yayıncı, emekli imam. Hacı Molla Saîd Efendi [1895-1968]’den Kur’an, Hadis, Tasavvuf, Tarih ve Osmanlıca dersleri aldı. Alevî-Bektaşî düşüncesi üzerine araştırmalar yapıyor.

Çeviriyazı:

1. Noktatü’l-Beyân, Seyyid Muhammed Nuru’l-Arabî [1813-1887], Terc.: Molla Said Ünal [1895-1968], Oba Kitap ve y., Ankara, 2000, 191 s. (Osm.dan).

Hz. Ali’ye izafe edilen Nokta Risalesi’nin şerhidir.Hakkında:Hasan Afşın Can, “Noktatü’l-Beyân”, Özlenen Fark, Yıl: V, Ocak 2001, 54/37.

2. Kerâmât-ı Hünkâr Hacı Bektaş-ı Velî, Zülfikâr Çelebi [1605-1667], Müstensih: Ali Turâbî Baba [1786-1868], Hacı Bektaş Velî Araştırma Dergisi, Güz 2003, 27/181-194 & Tıpkıbasım. (Osm.dan).

Bk. Altınok, “Hacı Bektaş Veli Hakkında Yazılmış Bir Menâkıbnâme ve Bu Menakıbnâmede Belirtilen Anadolu’daki Alevî Ocakları”, Hacı Bektaş Velî Araştırma Dergisi, Güz 2003, 27/177-194.

3. Turâbî Dîvânı, Yanbolulu Ali Turâbî Baba [1786-1868], Horasan y., 1. b., İstanbul 2006, 296 s. (Osm.dan).

4. Mehmed Said Efendi’nin Hacı Bektaş Tekkesindeki Camii’nin Onarımı İçin Padişah II. Mahmud’a Yazdığı Arzuhal, Mehmed Saîd Efendi [1770-1841], Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Velî Araştırma Dergisi, Bahar 2007, 41/305-315 (Osm.dan).

M. Said Efendi II. Mahmud tarafından Hacıbektaş Tekkesine atanan Nakşibendî şeyhidir.Bk. Altınok, “Yeniçeriliğin Kaldırılması ve Hacı Bektaş Tekkesine Atanan Nakşibendî Şeyhi Mehmed Said Efendi”, Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Velî Araştırma Dergisi, Bahar 2007, 41/297-317. 

ALTUNKAŞ, Abbas (Erzincan / Pülümür, 1924-5 Şubat 2000): Pir Sultan Ocağı Emir Halil kolundan. İstanbul Ü. Edebiyat F. mezunu.

Tercüme:

Hz. Ali’nin Fazîletnâmesi, Yemînî [XVI. yy.], Hazırlayan: Adil Ali Atalay [1936-], Can y., 5. b. İstanbul, 1991; 7. b., İstanbul, 1995: 10. baskı, İstanbul1996, 158+2 s. (Ar.dan).

 

ARSLAN, Mustafa (…): Pamukkale Ü. TDE bölümü öğretim üyesi.

Çevrimyazı:

Otman Baba Velâyetnâmesi (Tenkitli Metin), Güççük Abdal [], Grafiker Ofset, 1. b., Ankara, 2007, XIX+324 s. (Osm.dan; Filiz Kılıç ve Tuncay Bülbül ile: Velâyetnâme-i Şâhî)

 

ARTİNLİ, Feyzullah (…): Müstear isim.

Tercüme:

Ali Şiası-Safevî Şiası, Ali Şerîatî [1933-1977], Yöneliş y., 1. b., İstanbul, 1990; 2. b.: 1995, 269 s. (Far.dan: Teşeyyu-i Alevî vo Teşeyyu-i Safevî).

Değini: Kitap Dergisi, Mayıs 1990, 39/23; Kitap Dergisi, Mayıs 1995, 66/36-37. 

ASLANOĞLU, İbrahim (1920-1995): Araştırmacı. Sivas Folkloru dergisini (1973) ve Türk Folkloru dergisini (1981) çıkardı.

Çeviriyazı:

1. Şah İsmail Hatayî/Divan, Dehnâme, Nasihatnâme ve Anadolu Hatayîleri, Şah İsmâîl-i Safevî [1486-1524], Der y., İstanbul, 1992, 567+IX s. (Osm.dan).

2. Kul Himmet/Yaşamı, Kişiliği ve Şiirleri, Kul Himmet [XVI. yy.], Ekin y., İstanbul, 1997, 211 s. (Osm.dan).

3. XIX. Yüzyıl Bektaşî Şairi Kul Himmet Üstadım/Yaşamı, Kişiliği ve Şiirleri, Kul Himmet Üstâdım [XIX. yy.], Can y., 2. b., İstanbul, 1995 (1. b.: 1976), 142 s. (Osm.dan).

4. Pir Sultan Abdallar, Can y., 2. b., İstanbul, 1997 (1. b.: 1984), 524 s. (Osm.dan).

Hakkında:Atilla Özkırımlı, “Pir Sultan Abdallar”, Cumhuriyet, 19 Haziran 1986.

5. Âşık Velî / Hayatı-Kişiliği-Deyişleri, Âşık Velî [ö. 1853], KTB MFAD y., Ankara, 1984, 104 s. (Osm.dan).

 

AŞKUN, Vehbi Cem (1909-1979): Şair ve yazar. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü mezunu. Öğretmenlikten emekli oldu (1969).

Çeviriyazı:

Büyük Halk ve Saz Şairi Aşık Ruhsatî, Ruhsatî [1835-1911?], Kâmil K.evi y., Sivas 1944, 164 s. (Osm.dan).

 

ATALAY, Adil Ali (1936-): Yayıncı, şair. Mahlâsı Vaktidolu.

Çeviriyazı:

1. Erzurumlu Halk Ozanı Noksanî Baba, İbrâhim Noksanî Baba [XVIII. yy.],  Can y., 1. b., İstanbul, 1992 (2. b.: 1995; 3. b.: 1996; 4. b.: 1997; 5. b.: 1997), 141 s. (Osm.dan).

2. Âşık Demânî Baba/Hayatı ve Şiirleri, Âşık Demânî [?], Can y., 1. b. İstanbul, 1982 (2. b.: 1998), 80 s. (Osm.dan).

3. Vîrânî Dîvanı ve Risâlesi (Buyruğu), Vîrânî [XVI-XVII. yy.], Can y., 1. b., İstanbul, 1998, 348 s. (Osm.dan)

4. Abdal Musa Sultan ve Velâyetnâmesi, Can y., 1. b., İstanbul, 1978, 80 s. (2.b.: 1990, 143 s.; 5.b.: 1994, 191 s.; 8. b., 1996, 192 s.) (Osm.dan).

5. Âşık İbretî, İbretî [?], Can y., İstanbul, 1996, 208 s. (Osm.dan).

6. Âşık Dertli Baba, Âşık Dertli Baba [1784-1845], Can y., İstanbul, 1998, 208 s. (Osm.dan).

7. Cabbar Kulu, Anonim, Can y., 1. b., İstanbul 1995 (2. b.: 1995; 3. b.: 1996; 4. b.: 1997), 95 s. (Osm.dan).

8. İmâm Câfer-i Sâdık Buyruğu, Anonim, Can y., 1. b., İstanbul, 1993, (2. b.: 1994; 3. b.: 1995; 4. b.: 1995; 5. b.: 1996; 6. b.: 1996; 7. b.; 1997; 8. b.: 1998; 9. b.: 1999), 285 s. (Osm.dan).

9. Tam Hüsniye, Anonim, Can y., 6. b., İstanbul, 1996, 192 s. (Osm.dan).

 

ATİLA, Vedat (…):

Sadeleştirme:

1. Hazret-i Ali Divanı, Ali